4/3/2007 - ELMAS
Elmaslar keşfedildiği günden beri diğer değerli taşlar arasında parlaklıkları ile göz kamaştırırlar. Bu parlaklık, onlara hem değer katar hem de özel kılar. Peki sadece elmasa özgü bu ışıltıyı onlara ne verir?
Elmasın parlaklığı teknik olarak, taşın ışık kaynağı karşısındaki yansıma ve kırılmaları sonucu oluşur. Işık hüzmesi elmasın herhangi bir yüzüne değdiği anda taş yansıtmaya başlar. Taşın içine girebilen kısım ise, ya kırılır ya da taşın yoğunluğu ile yolunu değiştirerek, taşın iç yüzeyine oradan da tekrar yüzeye dönerek muhteşem gökkuşağı görüntüsünü ortaya çıkar.
Her ne kadar bunlar hayli bilimsel terimler gibi dursa da, bir elmasın parlaklığını belirleyen 4 C kuralıdır. Hepsinden önce, en iyi elmaslar berrak, neredeyse renksiz olurlar ki bu özellikler onları ışığı en iyi yansıtan ve kıran maddeler olmasını sağlar.
Daha sonra berraklık gelir. Elmas berraklaştıkça ışıltısı artar. Ve son olarak, bir elmasın karakteristik parıltısını belirleyen onun kesimidir. Uzman bir elmas işleyicisi/ustası, elmasın büyüleyici parlaklığını dışarı çıkartabilendir..
Tahmin edileceği üzere, kesim işlemi oldukça karmaşık, taş hakkında detaylı bilgiye ve ehil bir ele ihtiyaç duyan çok adımlı bir işlemdir. Çoğu elmas işin başında 10 ya da 12 köşeli, pürüzlü bir cisimdir.
Elmas ustası ilk olarak, pürüzlü ana parçayı, ufak parçalara böler. Bu noktada çok dikkatli olmak gerekir zira her elmasın kendine has bir dokusu vardır ve ikiye bölünebilmesi için doğru açı ile kesilmesi şarttır..
İkinci adım, parlatma safhasıdır. Sertlikleri yüzünden bir elmas sadece başka bir elmas ile parlatılabilir. En yüksek yansımayı sağlayabilmek için, her yüzey diğer yüzeylerle mükemmel bir geometrik yerleşimde olmalıdır.
Yıllar boyunca, elmas ustaları her bir taş şekli için ayrı bir geometrik formül üretmiştir. Mesela; günümüzün modern parlak kesimi, 19192da Marcel Tolkowsky tarafından yukarından aşağıya 58 yüzey olacak şekilde kesilmiştir. Diğer kesimler (inci, markiz, zümrüt, üçgen ve oval) kendi özel formüllerine sahiptir.
Renksizlik, berraklık ve düzgün kesim bir elmasa kendine özgü parlaklık ve ışıltı veren öğelerdir. Bütün elmaslar parmak izleri veya kar taneleri gibi bir diğerinden farklıdır.
Elmaslar hakkında 12 gerçek (Nancy Pier Sindt’ten alınmıştır)
- Elmaslar dünyadaki en sert cevherdir
- Elmas, değerli taşlar içerisinde en basit kimyasal formüle sahip olandır. Elmas sadece karbon elementinden oluşur. - Elmas kelimesi, yunanca’da “fethedilemez” anlamına gelen “adamas”dan türetilmiştir. - İki elmas asla birbirinin aynısı değildir, çünkü her bir elmasın kendine has çoğaltılamaz bir karakteristiği vardır. - 1 karat ham elmasın oluşması için 250 ton cevherin işlenmesi gerekmektedir. - Çıkarılan elmasın sadece %20’si mücevher olarak kesilmeye uygundur. - Bugün mücevher sanayisinde kullanılan elmasların çoğu 100 milyon yıllıktır. - Gelinlerin %70’i nişanlanırken, %75’i evlenirken ilk defa bir elmas yüzük sahibi olur. - Elmasın erime noktası 6900 F olup, çeliğin erime noktasının 2.5 katıdır. - Elmasın ağırlığını ölçmede kullanılan “karat” kelimesi, antik zamanlarda alışverişte kullanılan keçiboynuzu tohumundan gelmektedir. - Bütün elmaslar beyaz değildir. Fancies denilen renkli elmaslar, renk derinliklerine göre değerlendirilirler. - Uzay boşluğunda trilyonlarca mikroskobik elmas kristali olduğunu düşünen astronomlar, bu maddelerin sönen yıldızların patlamaları sonucunda ortaya çıktığını inanıyorlar.

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/3/2007 - OSMAN HAMDİ

OSMAN HAMDİ BEY
Sadrazam İbrahim Edhem Paşa’nın en büyük oğlu olan Osman Hamdi, 30 Aralık 1842’de İstanbulda dünyaya gelir. Resme karşı ilgisi küçük yaşlarda başlar. 1860 yılında hukuk öğrenimi görmesi için Paris’e gönderilen sanatçı kısa bir sure hukuk derslerine devam ettikten sonar güzel sanatlar alanına yönelir. Osman Hamdi’nin Paris’te bulunduğu 1860-1890 yılları, şehrin “sanatın merkezi” olarak en canlı günlerini yaşadığı, Ingres, Renoir ve Monet gibi ünlü ressamların ön plana çıktığı, sanat alanında yoğun tartışmaların söz konusu olduğu, farklı görüşler ve akımların birbiri ardına geliştiği, uluslararası dünya sergilerinin önemini koruduğu, realist, naturalist, ve akademik görüşlerin etkin olduğu, Oryantalist resimlerin beğeni ve talep gördüğü yıllardır. Oaman Hamdi, bu yıllarda sanat eğitiminde de önemle üzerinde durulan Akademik resim anlayışını benimsemiş ve bu konuda kendini yetiştirmek amacıyla Paris Güzel Sanatlar Okulu’nun atöyle hocalarından Cabanel ile Gérome’un atölyelerine devam etmiştir.
Osman Hamdi’nin üslubunun şekillenmesinde, 19. yüzyılın ikinci yarısı boyunca Fransa’da olduğu kadar Avrupa ve Amerika’da da Oryantalizmin en güçlü temsilcisi olarak kabul edilen Gérome’ un büyük etkisi vardır. Bununla birlikte Osman Hamdi’nin Oryantalizmini, Doğu’ya bizzat gidip bu kültürü yakından tanıyana kadar geçen sürede tarihsel yanılgılar ve önyargılarla dolu, realitesen uzak ve tamamen hayale dayalı yapıtlar gerçekleştiren Batılı sanatçıların Oryantalizminden farklı bir yere koymak gerekir. Zira Osman Hamdi, Doğu’ya aittir; dolayısıyla yapıtlarında betimlediği dünya yabancısı olmadığı bir kültürün yansımasıdır ve gerçeğe uygundur.
Osman Hamdi’nin resimlerinde konu olarak, aralarında hocası Gérome ‘un da yer aldığı Batılı Oryantalistlerin, çoğunlukla rağbet ettiği esir pazarı, harem, hamam ve vahşet sahneleri yer almaz. Bununla birlikte sanatçı, resimlerinde Doğu ınsanının “öteki” olarak imlendiği ve aşağılandığı resimlere cevap niteliğinde, okuyan ve tartışan ; dolayısıyla da uygar ve çağına uygun özellikler taşıyan Osmanlı aydınlarını betimler. Fotoğrafın imkanlarından yararlanarak gerçekleştirdiği resimleri arasında Osmanlı mimarisi ve sanatına dair unsurların detaylı biçimde ele alındığı ve çoğunda kendisi ile yalın çevresinden kişileri betimlediği figürlü iç mekan görünümleri, ibadet sahneleri, silah tacirleri, fecareli kadınlar ve yine yakın çevresinden kişilere ait portreler de yer alır.
Türk resmine anıtsal boyutta figürü getiren ilk ressam, Arkeoloji Müzesi’nin ve Mekteb-i Sanayi-I Nefise-i Şahane’nin kurulmasında en büyük katkı sahibi, Türk Sanatı’nın yurt dışındaki tanıtımında önemli görevler üstlenmiş bir isim ve üzerinde yaşadığımız topraklardaki kültür varlıklarını korumak için tüm gayretiyle savaşan bir vatansever…Türk resminin mihenk taşlarından biri olarak nitelendirebileceğimiz Osman Hamdi, 1910 yılında hayata gözlerini yumarken ardında başarılarla dolu bir kariyer, birçok ödül, saygı ve övgüyle anılan bir isim bırakmıştır.

|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/2/2007 - REMBRANDT
Dramatik isigin ressami
REMBRANDT
HARMENSZ. VAN RIJN 1606 – 1669
Barok resmin en büyük ustası olan Rembrandt `ın sanatının köklerini kuşkusuz kendi döneminde aramak gerekir. Onun gibi yuzyılları aşarak herzaman gündemde kalabilmek sadece bir avuç ressama nasip olmustur. Figürlerinin davranışları , düşünceli ve dalgın bakışları, “ruhları” bugün de gözümüze hemen aşina ve tanıdık gelmektedir. Birçok ressam ve yazarın yanısıra sayısız müze ziyaretçisi modern bir gözlemci, rejisör ve incil yorumcusu olarak nitelendirebileceğimiz Rembrandt`ı incelemisler ve hala da incelemektedirler.

The raising of Lazarus
Medit Halindeki Filozof
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/2/2007 - ANDY WARHOL

ANDY WARHOL ( 6 Agustos 1928 - 22 Subat 1987 )
Andy Warhol görsel sanatların gerçek popstarıdır. Dünya çapında ünlü sanatçıların resimleri kartpostal ve poster şeklinde hala satılmaktadır. Birkaç kuşak hayata bakiş tarzlarını onunla özdeşleştirdi. Bunu belli bir siyasi görüşle, onun resimlerinde saklı olan “anlam” a dayanarak yapmadı. Eğer eserlerinde gizli bir anlamdan söz edeceksek, bu ancak hemen göze çarpmayan eleştirel ve alaycı bir tutum olabilirdi. Büyük kaideler üzerinde duran ve hiç düşünmeden hayran duyulan “ yüksek” sanat eserlerine karşı “aşağıdan” gelen bir protesto elbette kendi içinde yıkıcı bir potansiyel taşıyacakti. Andy Warhol`un yaptığı aslında herkesin cok iyi tanıdığı markalardan ve star fotoğraflarından yola cıkarak onları yabancılaştırmak ve bir çırpıda sanat eserleri haline getirmektir.İnsanlar, tanıdık imajların sanat eseri kılığında karşılarına çıkmasindanzaten hoslanmışlardı,Warhol`un Pop-Art`ını bugüne kadar böylesine cazip kılan özellik,dahiyane bir saçmalığın ötesinde, bir imajın gayet iddiasız ve ısrarlı bir tarzda yeniden önümüze sürülmesidir.
Ancak sanat elestirmenleri Warhol`un eserlerinde daha derin anlamlar keşfederler. Bu sanat akımı, kitlesel medya ve kitlesel üretim çağında yaşayan bir toplumun psikolojik durumu hakkında birçok sosyolojik arastırmadan daha çok şey anlatır bize. Bundan başka Warhol`un resimlerinde elbette yeni estetik özellikler de vardır.Kendinden önceki ve sonraki birçok sanatçının eserleriyle bağlantı içindedir ve birçok sanatcıya örnek olmustur.
Andy Warhol 1960`larda büyük formatlı resimler yapmaya başladığında 32 yasındaydı ve New York`ta yaşayan, yerleşik, başarılı, ve zengin bir reklam grafikeriydi. Çek bir göçmen ailesinin oğlu olan Andrew Warhola bu mesleğe on yıl önce, kömür madenleriyle çelik fabrikalarının kenti Pittsburg`da geçirdiği kötü çocukluk ve ilk gençlik yıllarını ardında bırakarak binbir zahmetle adım atmıştı. Çizimde usta olan Warhol bu on yıl zarfina “gerçek sanat”a giderek daha fazla eğilim göstermiş, ünlü bir sanatçı olmayı çok arzu etmisti, Bu dönemde aniden şaşırtıcı bir şöhrete kavuşan Jasper John`un ve Robert Rauschenberg`in hayranıydı. Büyük jestlerle öznel, elitist resimler üreten Soyut Dışavurumculuğa ise düşmandı. “Bu akımdan nefret ediyorum” demiştir Warhol bir dostuna, : ve bu yüzden de Pop Art yapmaya başlıyorum.” Bu terim o zamanlar sadece sanat çevrelerinde biliniyordu.Günlük hayatın nesnelerini resimlerine sokan bazı İngiliz sanatçıların yapıtlarına verilen isimdi.
Warhol`un aklına gelen ilk Pop fikir, çizgi roman karelerini aşırı derecede büyültüp tuvale geçirmek oldu.Ancak kısa süre geçmeden aynı şeyi New York`ta oturan ve Warhol`dan bağımsız çalisan Roy Linchtenstein`in da, üstelik çok daha mükemmel bir tarzda yapmakta oldugu ortaya cikti. Warhol bu kez küçük gazete ilanlarını ve marka etiketlerini detaylandırıp büyütmeye koyuldu.
Campbell Corba konservelerinin ilk dizi resimleri 1962`de ortaya çıktı. Bu yıl Warhol`un sanatsal gelişimi için en önemli dönem olacaktı. Çok kısa bir süre içinde kendi resim diline ulaşan sanatçı bundan sonra bu temel üzerinde değişik varyasyonlarla sanatsal yaşamına devam eder. Teknolojik gelişim sayesinde küçük fotoğraflar ve motifler artık makine kullanılmadan da istenilen biçimde büyütülebilerek tuvallere veya perdeye aktarilabiliyordu. “Factory” adını verdiği atölyesinde dizi resim üretmeye basladi. Yaninda bir sürü yardımcı vardı , Kahramanlar çoğunlukla yeraltı dünyasından figürlerdi, onlarla film de çeviriyordu. Motiflerin çoğaltması yoluyla, dünyayı değistiren bir gelişime işaret ediyordu Warhol. Tüketim ürünlerinin sürekli bir yedeği vardı ve bunlar hiç tükenmeyecek biçimde piyasaya sunuluyordu, eglence ve haber sanayiinin ürünleri de buna dahildi. Warhol ünlü film yıldızlarının fotoğraflarının yanı sıra gazeteler veya televizyon sayesinde “15 dakikalığına” ünlü olan intiharcıların veya kazazedelerin de resimlerini kullanmistir.
Mick Jagger


|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/2/2007 - BURÇLARIN YÖNETİCİ GEZEGENLERİ VE KARAKTERLERİ
GÜNEŞ ( Aslan`ın yöneticisi ) MERKÜR ( ikizler ve Başak )
Baba İzci
Kahraman Kaşif
Şef Tüccar
Kral Yerel rehber
Hükmeden
AY ( Yengeç burcunun yöneticisi) VENÜS ( Terazi ve Boğa )
Kraliçe Güzel
Kadın kahraman Baştan çıkarıcı
Anne Barış güvercini
Yönetici Gözde
MARS ( Koç burcunun yöneticisi ) JÜPITER ( Yay )
Savaşçı Rahip
Öfkeli Eğitimli kişi
Talip Filozof
Canavar Aristokrat
SATURN (Oğlak burcunun yöneticisi) URANÜS ( Kova )
Yaşlı kişi Eksantirik
Ciddi kişi Soytarı
Karşı çıkan Mucit
Panik yaratan İsyankar
Saygın Hain
Anarşist ruh
NEPTÜN ( Balık burcunun yoneticisi) PLUTO ( Akrep )
Kahin Büyücü
Hayalperest Şifa edici
Deli Cadı
Alkolik Şeytan
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Doğrular ya da yanlışlar yoktur. Sadece yorumlar vardır.
Nietzche
Kategoriler
Arkadaşlarım
|