3/3/2007 - OSMAN HAMDİ

OSMAN HAMDİ BEY
Sadrazam İbrahim Edhem Paşa’nın en büyük oğlu olan Osman Hamdi, 30 Aralık 1842’de İstanbulda dünyaya gelir. Resme karşı ilgisi küçük yaşlarda başlar. 1860 yılında hukuk öğrenimi görmesi için Paris’e gönderilen sanatçı kısa bir sure hukuk derslerine devam ettikten sonar güzel sanatlar alanına yönelir. Osman Hamdi’nin Paris’te bulunduğu 1860-1890 yılları, şehrin “sanatın merkezi” olarak en canlı günlerini yaşadığı, Ingres, Renoir ve Monet gibi ünlü ressamların ön plana çıktığı, sanat alanında yoğun tartışmaların söz konusu olduğu, farklı görüşler ve akımların birbiri ardına geliştiği, uluslararası dünya sergilerinin önemini koruduğu, realist, naturalist, ve akademik görüşlerin etkin olduğu, Oryantalist resimlerin beğeni ve talep gördüğü yıllardır. Oaman Hamdi, bu yıllarda sanat eğitiminde de önemle üzerinde durulan Akademik resim anlayışını benimsemiş ve bu konuda kendini yetiştirmek amacıyla Paris Güzel Sanatlar Okulu’nun atöyle hocalarından Cabanel ile Gérome’un atölyelerine devam etmiştir.
Osman Hamdi’nin üslubunun şekillenmesinde, 19. yüzyılın ikinci yarısı boyunca Fransa’da olduğu kadar Avrupa ve Amerika’da da Oryantalizmin en güçlü temsilcisi olarak kabul edilen Gérome’ un büyük etkisi vardır. Bununla birlikte Osman Hamdi’nin Oryantalizmini, Doğu’ya bizzat gidip bu kültürü yakından tanıyana kadar geçen sürede tarihsel yanılgılar ve önyargılarla dolu, realitesen uzak ve tamamen hayale dayalı yapıtlar gerçekleştiren Batılı sanatçıların Oryantalizminden farklı bir yere koymak gerekir. Zira Osman Hamdi, Doğu’ya aittir; dolayısıyla yapıtlarında betimlediği dünya yabancısı olmadığı bir kültürün yansımasıdır ve gerçeğe uygundur.
Osman Hamdi’nin resimlerinde konu olarak, aralarında hocası Gérome ‘un da yer aldığı Batılı Oryantalistlerin, çoğunlukla rağbet ettiği esir pazarı, harem, hamam ve vahşet sahneleri yer almaz. Bununla birlikte sanatçı, resimlerinde Doğu ınsanının “öteki” olarak imlendiği ve aşağılandığı resimlere cevap niteliğinde, okuyan ve tartışan ; dolayısıyla da uygar ve çağına uygun özellikler taşıyan Osmanlı aydınlarını betimler. Fotoğrafın imkanlarından yararlanarak gerçekleştirdiği resimleri arasında Osmanlı mimarisi ve sanatına dair unsurların detaylı biçimde ele alındığı ve çoğunda kendisi ile yalın çevresinden kişileri betimlediği figürlü iç mekan görünümleri, ibadet sahneleri, silah tacirleri, fecareli kadınlar ve yine yakın çevresinden kişilere ait portreler de yer alır.
Türk resmine anıtsal boyutta figürü getiren ilk ressam, Arkeoloji Müzesi’nin ve Mekteb-i Sanayi-I Nefise-i Şahane’nin kurulmasında en büyük katkı sahibi, Türk Sanatı’nın yurt dışındaki tanıtımında önemli görevler üstlenmiş bir isim ve üzerinde yaşadığımız topraklardaki kültür varlıklarını korumak için tüm gayretiyle savaşan bir vatansever…Türk resminin mihenk taşlarından biri olarak nitelendirebileceğimiz Osman Hamdi, 1910 yılında hayata gözlerini yumarken ardında başarılarla dolu bir kariyer, birçok ödül, saygı ve övgüyle anılan bir isim bırakmıştır.

|